OPERASYONLAR artıyor. Kuzey Irak’taki PKK hedefleri eskisinden daha iyi tespit ediliyor ve daha isabetli olarak vuruluyor. Kuzey Irak’ta barınmak PKK için gittikçe daha zor hale geliyor.
Bunun iki sebebi var:
- Ankara’nın ABD ile, komşu devletlerle ve Barzani ile geliştirdiği ilişkiler, hem istihbarat bakımından yararlı oluyor hem Türkiye’nin sınır ötesi operasyonlarını siyaseten kolaylaştırıyor.
- Kuzey Irak’taki PKK tesisleri elektronik olarak daha iyi belirlenip vuruluyor. Heronlar’ın yararı gittikçe daha iyi görülecek...
Öcalan da zaten “PKK büyük kayıplara uğrayabilir” dememiş miydi?
Terörle mücadele konusunda bunlar iyi haberler, fakat...
Operasyonlar durur mu?
1984’ten bu yana 30 bin PKK’lı öldürüldü. Onların da anneleri, babaları, akrabaları var. Bu mesele bir yönüyle insanidir, öbür yönüyle toplumdaki duygusal ayrışmanın derinleşmesi anlamında siyasidir!
Zaten onun için PKK toplumsal ayrışmayı körüklemek ve kendi tabanını keskinleştirmek amacıyla gençleri ölüme sürüyor...
Öyleyse operasyonlar durmalı mı?
İyi ama militanlar dağlara piknik için mi çıkmışlardı?.. Silahların, bombaların, roketatarların, mayınların amacı havai fişek gösterisi yapmak mıydı?
“Operasyonlar dursun” sloganı gerçekçi değildir; PKK’nın politik taktik talebidir zaten.
Silahların susması ve gençlerin ölmemesi için başka yolları düşünmek gerekir.
PKK nasıl bir hareket?
PKK 1970’lerin ikinci yarısında kuruldu. Dünyada ve bizde silahlı totaliter hareketlerin moda olduğu, PKK’nın da birçok radikal örgüt gibi amblemine kalaşnikof yerleştirdiği bir dönem...
Türkiye’deki demokrasi eksikliği silahsız Kürt hareketlerine izin vermemiş, Kürt kimliği, patlamasını PKK’nın ölüm kusan silahlarıyla yapmıştı.
Böylece silahla özdeşleşmiş totaliter bir hareket oluştu ve demokrat, solcu, İslamcı, Kürt sözcülerini bile katletti. Stalinist örgüt modelindeki “Komiserler” şebekesi ile belediye başkanlarını, vekilleri zapturapt altında tutan, hür düşünceye izin vermeyen bir totalitarizm... Bu konuda, sol-demokrat Kürt aydını İhsan Aksoy’un Neşe Düzel’e anlattıklarını okumanızı tavsiye ederim. (Taraf, 28.12.2009)
Fakat çağ değişti. Bugünün dünyasında totaliter ve silahlı hareketlere yer yok; onun için PKK dünyada kabul görmüyor, Türkiye’nin diplomatik girişimleri gittikçe daha fazla etkili oluyor, Kuzey Irak PKK için gittikçe zor mekân haline geliyor.
Bölgeye sermaye gelmesi için de güvenli ortam gerekiyor.
‘Demokratik açılım’
Bu gerçekleri dikkate alarak, Kürt hareketi, artık Stalinist metotları ve silahı bırakıp kendi ‘demokratik açılımı’nı başlatmalıdır.
Çıkış yolu devlete “operasyonları durdur” demek değildir; sivil Kürtlerin PKK’ya silah bırakması için daha fazla toplumsal baskı yapmasıdır. Diyarbakır’dan başlayarak bölgedeki illerde iki yüze yakın sivil kuruluşun “operasyonlar dursun, PKK eylem yapmasın” şeklinde belli bir ‘sıralama’yı yansıtan açıklamaları bile önemli bir başlangıçtır.
Bu bildirilerde asıl yeni ve yol açıcı beyan, “silah hak arama yolu değildir” ifadesidir!
Kürt hareketi, eğer 1970’ler markalı kalaşnikof tutkusunun ve Stalinist totalitarizmin dışına çıkarak ‘oy’u keşfetmek gibi kendi demokratik açılımını yapabilirse, çözümün yolu da açılmış, konu doğal mecrasına girmiş olur.
Başka yol gözükmüyor.